Hani babaannelerimizin damda tepsilerle güneşe bıraktığı, kokusu sokak aralarına yayılan o hakiki salçalar vardı ya... İşte biz o lezzeti hiç bozmadık, aynen koruduk."
Mis Maraş Yöresel olarak, fabrikaların seri üretim bantlarından çıkan o boyalı, sulu salçalardan çok sıkılmıştık. Dedik ki; bizim insanımız yemeğin hakkını veren salçayı özledi. Yazın en civcivli zamanında Maraş’ın köylerinden o kıpkırmızı, etli biberlerini, dalından yeni kopmuş mis kokulu domateslerini topluyoruz. Kıymetli analarımızın nezaretinde, çekirdeğine kadar temizleyip sadece kaya tuzuyla harmanlıyoruz. Gerisini de Maraş’ın o meşhur, kavurucu yaz güneşine bırakıyoruz. Günlerce güneşin altında pişe pişe öyle bir koyulaşıyor ki, bıçakla kes ye! İçinde ne bir koruyucu var, ne de yabancı bir madde. Kaşığın ucunla yemeğe azıcık at, rengi de tadı da anında değişecek.